BÖLGE YATILI OKULU HAYAL DEĞİL
Murtaza Kardeşim,
Evvela, kendi imkanlarınla böyle faydali bir site yaptığın ve yönettiğin için
seni candan kutluyorum. Bu sayede köyümüzle ve köylülerimizle hasret gideriyor,
bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bu vesile ile uzaktan da olsa akraba olduğumuzu
da öğrenmiş bulunuyorum. Ben keleşgilin Aydın'ın oğluyum. Malum Saim amcamın eşi
Adef anam cülelerden oluyor.
Bunun ne kadar faydalı bir iş olduğunu ve güçlüğünü yaşadığım bir örneği
anlatarak ifade etmek istiyorum.
Yanılmıyorsam 1996 yılı idi. Yoğun bir kar yağışı vardı. Aslen Çatalçamlı olan
Demiroluktan bir kardeşimiz (Ali Köylüoğlu) çalışmak için gittiği yurtdışında
bir kaza geçirmiş ve vefat etmişti. O zamanlar böyle
cep telefonu, internet vs. yoktu. Ben Fakülteyi bitirmiş Üniversitede
asistan olarak çalışmaya başlamıştım. Eşim de Sirkecide avukatlık bürosunu yeni
açmıştı. Bize haber ertesi gün geldi. Hemen köylülerimizin ve kaza geçiren
kardeşimiz yakınlarının olduğu Güneşliye gittik. Cenaze bir gün önce Uçakla
getirilmiş ve defin için bekletiliyordu. Köye ve tanıdıklara ulaşılmaya
çalışılıyordu. Haberi alan köylüler cenaze evine toplanmışlardı.Kendisi ve
ailesi tanınan ve sevilen insanlardı.
Toplanan kalabalığa baktım, Büyük çoğunluğunu tanımıyordum.İçlerinden yaşlıca
bir amca topluluğa hitap ederek şöyle dedi; "Herkesin derneği var, birlik
beraberlik içindeler, cenazede, düğünde yardımlaşıyorlar. Bizim dernek kuracak
hiç insanımız yok mu? Bak dernek olsa herkesin adresi ve telefonu kayıtlı olur.
Cenazeyi haber verseler dahi büyük bir iş yapmış olur". Bunun üzerine söz alarak
amca ben dernek kurma işlemini yaparım. Ancak bunun için en az 7 kişinin
biraraya gelmesi ve gayretli çalışması gerekir. Topluluktan "ne 7'si bizler şu
an 40 kişi hazırız. Ne yapmamız gerekiyor" dediler. Ben de büronun adresini
vererek Pazartesi günü herkesin büroda toplantıya gelmesini söyledim.40 kişi
geliyoruz dediler. Ancak Pazartesi günü sadece 4 kişi geldi. Daha sonra ben
eşimi ve yakınlarımı da kurucu üye yapmak ve yine tanıdığımız, nazımızın geçtiği
arkadaşlarımla dernek kurma faaliyetine giriştim. Çünkü söz vermiştim. Ben
derneği mutlaka kuracaktım. Hiç olmazsa artık bizim memleketten dernek kuracak
bir adam yok mu demesinler diye düşündüm. Nitekim uzun uğraşlar sonunda kurdum.
Derneği kuracak ve yer kiralayacak hiçbir paramız yoktu. Eşimin bürosunu dernek
merkezi olarak gösterdik. Zamanla üye kaydedilir ve gelir toplarsak başka bir
yer kiralarız diye düşündük. Dernekler masası kabul etmedi. Yarın bir olay olur
da kapatmak istersek Avukat itiraz eder, burası benim bürom der. Onun için ayrı
bir yer tutacaksınız dedi. Biz kurulduktan sonra 6 ay içinde yapacağımız ilk
genel kuruldan sonra yer tutacağımızı söylediysek de kabul ettiremedik. Ancak
eşim noterden, ileride kapatılmasına itiraz etmeyeceği yönünde muvafakat vererek
sorunu çözdük.
Çatalçamla sınırlamamak için derneğin adını Tufanbeyi Kültür ve Yardımlaşma
Derneği koyduk. Dernek kurulduktan sonra çok yararlı faaliyetlerde bulundu. Çok
zorluklar yaşandı ancak bunların hepsi azimli ve kararlı çalışan arkadaşlarımız
sayesinde aşıldı. Çok güzel bir çekirdek kadro oluşturduk. Her köyden bir
temsilci seçtik. Bir de Tufanbeyli'de ilçe temsilcisi seçtik. Hangi köyde bir
cenaze, düğün vs. olsa Tufanbeyli temsilcisine haber veriliyor, o dernek
merkezine, merkez de tüm köy temsilcilerine haber veriyordu. O zamanlar
Tufanbeyli'de öğrenciliğinden tanıdığım Veysel Tiryaki kaymakam idi. Kaymakam
beyle de çok iyi bir diyalog kurduk. Gazete çıkarılmasına katkıda bulunduk.
Tufanbeyli ve köylerinin kalkınması için birçok projeyi ele almaya başladık. Şu
an faaliyette bulunan süt birliğinin kurulması, iyi cins damızlık hayvan ve
topum desteği ve yardımının sağlanması da o zamanlar yapılan çalışmanın
sonucudur. Veysel Tiryaki halen Altındağ belediye başkanı olup, ilk görev yeri
olan Tufanbeyli ve yöresini unutmamıştır. Yine gereken yardım ve desteği
verecektir.
İlk genel kurulumuza kadar 100'ün üzerinde aileyi üye kaydettik. Tufanbeylinin
ismini bilmediğim birçok köyünden insanlarla tanıştık. Üye sayımız katlanarak
büyüdü. Öyle ki ben İstanbul'da bu kadar Tufanbeylili olduğunu hayal bile
edememiştim. İlk genel kurulumuzu yapmamız için geniş bir yer lazım oldu. Bir
kahveyi kiralayalım düşüncesi üzerine, gerekli araştırma ve görüşmeleri yaptık.
Kahvehane sahipleri toplantı için ciddi para istediler. Ben Sirkeci'de iki katlı
büyük bir lokanta ile görüştüm. Ayrıca kira parası almaması ve yemeklerden de
%30 indirim yapması üzerine anlaştık. 150 civarında bir katılımla genel kurumuzu
yaptık. Daha sonra Bacılar'da bir düğün salonu genişliğinde yer ve yanında büro
kiraladık. 1 yıl sonra büyük bir Tufanbeylililer gecesi düzenledik. Yöremize
özgü içli köfteden, tarhana çorbasından, kıvrım tatlısına kadar sunduk. Bunların
hiçbirine para vermedik. Arkadaşlarımız evlerinde hazırlayıp getirdiler. Birçok
kişi katıldı. Atatürk Kültür Merkezinde dekoratör olarak çalışan bir
arkadaşımız, eşinin Adanalı olmadığını ve 30 yıldır içli köfte yemediğini, bu
gece için ne kadar teşekkür etse hakkımızı ödeyemeyeceğini söyledi. Başka bir
arkadaşımız Çapa Tıp Fakültesinin genel sekreterlik görevini yürüttüğünü
öğrendik ve orada tedavi gören bir hemşehrimize yardımcı olmasını temin ettik.
Yazın da büyük bir katılımla beykoz ormanlarında piknik yaptık vs. 1998 yılında
Askere giderken başkanlık görevini devrettim. Dernek daha sonra küçüldü. Bir
müddet sonra ilgilenenlerin sayısı azaldı. Kahvehaneye dönüştü ve ardından
kapatıldı.
Bunu şunun için anlattım. Yöremiz insanı bireysel yaşamaya alışmış. Henüz
kültürümüzde kooperatifçilik, denekçilik vs. yok. Ancak içlerinden çıkacak
gayretli birkaç kişi köyü ve yöre halkını arkasından sürükleyebilir ve çok iyi
şeyler başarabilir. Vatandaşımız her şeyi hazır bulmaya bunun dışında da
kaderine razı olmaya alışmış. Ben bunu yenebileceğini düşünüyorum. Birçok örnek
daha verebilirim. Bunun için Yatılı Bölge Lisesi fikrini ortaya attım. Bunu
soyut olarak değil, nasıl yapılacağını da izah ettim. Elbette kolay değil ve
olmayacaktır da. Ancak askerlerin çok sevdiğim bir söylemi vardır; "Zoru
başarırız, imkansız zaman alır" diye. Ayrıca odamda asılı bir levhada "Hiçbir
mazeret başarının yerini tutmaz" yazılıdır. Bölgenin kalkınması için
çocuklarımızın iyi eğitim görmeleri şarttır. Böyle bir okulun açılması halinde
imkansızlıklar nedeniyle okuyamayan birçok öğrenci okuma imkanına kavuşacaktır.
Ayrıca yörede halen babadan kalma yöntemle tarım ve hayvancılık yapılmaktadır.
Yeni yeni ceviz gibi alternatif ürünler gelmeye başlamıştır. Bunların da mutlaka
bilimsel araştırmalara dayalı olarak yapılması gerekir. Burada Çukurova
Üniversitesine bağlı Ziraat Fakültesinin bir araştırma ve uygulama merkezi
kurması en büyük halimdir. Ben eskiden beri hayal kurmayı severim. Bunlar hayal
değil uygulanabilir projelerdir. Bu güne kadar tüm hayallerim gerçekleşti.
İnşallah bu da gerçekleşir.
Bunu etraflı bir şekilde tartışalım. Olumlu ya da olumsuz düşünen herkes bu
konuda görüşlerini iletsin. Farklı projeleri olan varsa onları da konuşalım.
Selam ve Sevgilerimle
Doç.Dr. Talat CANBOLAT
www.catalcam.net
dilek
|
|
|